Daha önceki yazımızda Bafa Gölünden  ve Bafa Gölü Kral Yolundan bahsetmiştik. Bu yazımız onların devamıdır.

Heraklia’nın zeytin ormanı

kral-yoluAşıtın uygun bulduğumuz yerinden inmeye başladığımızda taş döşeme yolun devamına da ulaşmıştık. Oldukça dik bir vadiye dönüşen güney yüzde döşeme yol zaman zaman kayboluyordu. Tüm Latmos’u dolaştığını sandığımız taş döşeme yol, Kral Yolu’ydu ve enfes bir işçiliği vardı. Heraklia kentinin canlılığını koruduğu dönemden kalmış zeytin ağaçları bir orman gibiydi. inişin bir yerinde set de, döşeme yol da yok oldu. Rotayı şaşırıyordum ki ekibin ısrarıyla sola doğru yöneldim. Aşıtın 900 metrelik yüksekliğinden hızla irtifa kaybediyorduk. Alacakaranlıkta Yediler Manastırı’na yetişmeye çalışmaktan, daha ilk pınarın başında vazgeçtik. Karanlıkta Yediler’e inmek anlamsız olacağından geceyi dik vadinin içindeki pınarın yanında geçirmek üzere yine hızlı ve pratik işbölümüyle kampımızı kurduk. Lassie yemek için her seferinde yanımızda heyecanla bizi beklerken bu sefer öyle yorulmuştu ki, çadırın yanına seriliverdi. Daha sonra hazırladığım bol karışımlı başarısız yemeği o bile yemedi.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Daha önceki yazımızda Bafa Gölünden bahsetmiştik. Bu yazımız onun devamıdır.

Kral Yolu’ndan adım adım

bafa-golu-manzarasiBafa Gölü Roma imparatorluğu dönemine kadar Ege Denizi’nin önemli körfezinden biriymiş. Büyük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla denizle ilişkisi kesilen Heraklia çevresi gözetleme kuleleri ve sularla çevrili muazzam bir şehirmiş. Eski adı Latmos, şimdiki adı beş ayrı zirvesinden ötürü Beşparmak Dağı olan ve kentin yanıbaşında uzanan bu kütle, yumru yumru kayalarıyla benzersiz görünüyordu. Heraklia’nın kalıntılarının içine kurulmuş köy sit alanı olmuştu. Bunu duyduğumda çok sevindim. Köy içinde oldukça harap görünen anfi tiyatronun varlığıysa belli belirsizdi.

Hıristiyanlığın yayılma döneminde Latmos Dağı’nda ve çevresinde rahipler sıkı ve uzun yürüyüşlerle gizli tapınaklarına varıp ibadet edermiş. Önce Endymion’un sonra Hıristiyan rahiplerin öyküleriyle adını duyuran Latmos’la daha yakından tanışmak için yapacağımız ertesi günkü yürüyüşün çok keyifli ve sıkı olacağını şimdiden tahmin edebiliyorduk.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


bafa-goluÇevresi, adaları harabelerle dolu Bafa Gölü’nün dibinde kimbilir neler vardır diye çıkıldı yola. Ama kara ağızlı midyeler tüm tarihin üstünü ustaca örtmüştü. Bafa ser verip sır vermiyordu. Ama taş döşeme Kral Yolu zaman zaman kaybolsa da hâlâ izlenebiliyordu. Biz de o yoldan yürüdük; tarihin içinden çıkıp gelmiş krallar gibi…

95’te iki kez Fransız yürüyüşçülerle tanıdığım Bafa Gölü ve Latmos Dağı’nın anılarını dialarla tazelediğimiz günlerden birinde geldi bu çok özlediğim parkurda dört günlük keşif yürüyüşü teklifi. Öyle sevinmiştim ki hemen çantamı hazırlamaya başladım. Bir yandan da Latmos’ta öyküsünü duyduğum gölü, Endymion’la Selene’i daha iyi öğrenmek için mitoloji sözlüğünü karıştırdım.
Ay tanrıçası Selene’nin çoban Endymion’a sunduğu aşkın öyküsüydü Bafa. Bodrum havaalanında bizi Pertev ve Mutlu karşıladı. Bodrum’da çok keyifli ve ışıklı bir geceden sonra erkenden Bafa Gölü’nün yollarına düştük.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Demre’ye ulaşımı ve St. Nicolaus’u anlattığımız Demre yazımızın ilk bölümünün ardından kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Myra

myra-kaya-mezarlariNoel Baba kilisesinin kuzeyinde kalan dağ yamacına baktığınızda, kayalara ustalıkla oyulmuş mezarları göreceksiniz. Birer anıt kimliğindeki bu kaya mezarları, Myra antik kentinin içindedir.

Demre çayının kenarındaki ören yerine arabayla gidilebiliyor.

Bir Lykia kenti olan Myra, Lykia birliği içinde üç oyla temsil edilen önemli bir kent durumundaydı. Lykia’nın M.Ö. 5. yüzyıldan beri var olduğu biliniyor. Hristiyanlığın yayılma zamanında İsa’nın havarilerinden St. Paul Myra’ya uğramıştır. Myra’nın hristiyanlık döneminde dinsel merkez olarak geliştiği bilinmektedir.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


st-nicolaus-tiyatrosuEski Kaş yolundan gelirken Demre (Kale) ovasına bakıldığında karşılaşılan manzara şaşırtıcı olurdu. Tepeden döne döne inen bu yoldan bakıldığında ovanın devasa bir naylonla örtülü olduğunu sanırdı insan. Son yıllarda çok hızla gelişen seracılık öyle bir hal almış ki Kale içerisinde, sanki her taraf sera naylonlarıyla örtülmüş.

Kale’liler seracılıktan iyi para kazanıyorlar. Ama Demre turizm açısından da önemli değerlere sahip.

Demre’nin uluslararası plana yayılmış ünü, Noel Baba olarak St. Nicolaus’un yaşadığı ve piskoposluk yaptığı yer olmasından kaynaklanıyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


burgazadasiTüm hafta çalışıp yoruldunuz, dinlenecek aynı zamanda farklı ve güzel vakit geçirecek bir alternatif arıyorsunuz.
İşte tüm ihtişamı, mis gibi havası ve tarihiyle Burgazada sizi bekliyor…

Sait Faik’le özdeşleşmiş olan Burgazada, tek tepeli ve dairesel görünümlü bir ada.
Bir süre önce çıkan yangında koruların bir kısmını kaybetmiş olsa da mis gibi çam kokularıyla kaplı.
Burgazada Büyükada’ya göre daha sakin, sessiz, tenha bir ada. Bu adaya vardığınızda ilk dikkatinizi çeken huzur veren sakinliği olacaktır.

Ada da en ıssız alan hiç şüphesiz Kalpazankaya.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


İstanbul’un ve boğazın eşsiz manzarasını, seçkin ve zevkli mekânlarda sunulan birbirinden lezzetli yemeklerin keyfini çıkartarak izlemek istiyorsanız Fethipaşa korusu tam size göre.

Halk arasında “Kuzguncuk Korusu” olarak da bilinen Fethi Ahmet Paşa Korusu, geniş bir ormana sahip olup, rengarenk doğasıyla adeta bir tablo gibi görenleri büyülüyor.

Kermes meşesi, defne, akça kasme, sakız ağacı, erguvan ve gümüş ıhlamur ağaçları bu koruda ki ağaç türlerinden birkaçı.

Adeta botanik bahçesi gibi olan bu koru çok bereketli topraklara sahiptir, normalde bir maki türü olan ve boyu ortalama 4–5 metreye ulaşan kermes meşesi, bu koruda 15–16 metreye ulaşır.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Ülkemiz kıyılarında bulunan çeşitli özellikteki 354 fenerden biri olan Rumeli feneri, saatlerce izlenip, gezilecek kadar doyumsuz bir güzelliğe sahip.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Kalabalıktan sıkıldınız, şehrin gürültüsünden kurtulmak istiyorsunuz.

Hem kafanızı hem ruhunuzu hem bedeninizi dinlendirecek bir yer arıyorsunuz.

İşte Karadeniz’i tüm ihtişamıyla ayağınıza serecek muhteşem bir koy; Elmasburnu, uzun kumsalıyla size huzurlu bir yürüyüş yaptırırken, yemyeşil çam ormanı ve huzur veren sessizliliği birçok tatil merkezini gölgede bırakıyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Turizm arzı için etkili bir çekicilik unsuru olan temiz bir çevre faktörü, dünya nüfusunun hızla arttığı günümüzde bilinçsiz ve aşın kullanım sonucu olumsuz yönde talebi etkilemektedir.

Uluslararası bir standart sembolü olan, plaj ve marinalara bir yıl süre ile verilen Mavi Bayrak ödülü, standartları koruyan plaj ve marinalarda takip edilen yılda da geçerli olabilmektedir. Avrupa Topluluğu ülkeleri tarafından 1987, ülkemizde 1992 yılından bu yana Mavi Bayrak Kampanyası çalışmaları aralıksız olarak sürdürülmektedir.

Yazının devamını okumak için tıklayın …