hawaii-plajiPasifik Okyanusu’nun ortasındaki bu küçük tropikal adalar demeti, son yıllarda dünya turizminin de kilit noktalarından biri oldu… Yolda bir hafta gibi kısa tatillerinde Japonlar kendilerini Hawaii’ye atmak için yarışıyorlar. Adadaki 36 golf sahasından 19 tanesi Japonlara ait… Amerika’nın 50. eyaleti olan ve yılda 6 milyon turist ağırlayan Hawaii’de tam 175 bin kişi turizm sektöründe çalışıyor. İnsanları kaygısız, misafirperver ve neşeli… Ancak, bütün bunlar madalyonun sadece bir yüzü; adalar, sadece turistlerin değil, “yeryüzündeki son yeşil doğal cennet” ten biri olmasıyla bilimadamlarının da ilgi duyduğu bir bölge…

Bugühawaii-gecelerin bazı düşünürler, Galapagos Adası’nı ziyaret etmeseydi Darwin’in ünlü “Türlerin Kökeni” adlı eserini kaleme alamayacağını söylüyorlar. Darwin, acaba Hawaii Adaları’na gelseydi kim bilir neler yazacaktı? Bunu düşünmek bile çok güç… Örneğin, Galapagos Adası’nda 13 farklı canlı türü saptanmışken, Hawaii Adaları’nın ilk keşfinden bugüne kadar saptanan farklı kuş türlerinin sayısı 70… Bugün bunlardan 24’ü tamamen ortadan kalkmış bulunuyor. 27 tanesinin de geleceği tehlike altında… Ama adalar, yine de farklı kuş türlerinin çeşitliliği açısından Galapagos Adası’nın çok ilerisinde… Öte yandan, bu kuş türleri sadece gagalarının özellikleriyle değil, tüylerinin rengiyle, davranış biçimleriyle ve hatta cüsseleriyle de birbirlerinden ayrışıyorlar.

Hawaii Adaları’ndaki bu doğal zenginlik ve çeşitlilik nereden kaynaklanıyor?
hawaiiÖncelikle, bölgenin oldukça tecrit edilmiş bir bölgede, Pasifik Okyanusu’nun tam ortasında yer almasından… Nitekim, adaların batıda California kıyılarına uzaklığı 4.000 kilometre, doğuda Marcus Adaları’na ise 3.800 kilometre… İkinci neden ise, adalardaki çok değişik iklim ve çevre koşulları… Bu çevre farklılıkları ise, adaların oldukça geç jeolojik dönemlerde oluşmuş olmasından, bölgedeki özel yağmur rejiminden ve lavlı toprakların erozyonundan kaynaklanıyor. Öyle ki, ünlü araştırmacı Carol Fox’a göre bu küçük adalarda birbirinden net çizgilerle ayrışmış tam 150 değişik iklim ve coğrafya tipine rastlanıyor: Kıyı kum tepeleri, lav savanaları, tropikal orman, Alp iklimi gibi… Bütün bu coğrafyalar kendi bitki ve hayvan örtüsüne sahip… “Doğal park” olarak adlandırılan Kauai Adası, bu konuda özel bir örnek… Bu adanın tam ortasında yer alan ve yerli halkın dilinde “mırıldayan su” anlamına gelen “Waialeale Tepesi”nin iki yamacı birbirinden 360 derece farklı bir coğrafya sergiliyor. Tepenin bir yamacı yemyeşil, çünkü bu bölgeye yılda 350 gün yağmur yağıyor ve yağmurun yıllık ortalaması 11 metreyi buluyor. Tepenin öbür yamacına ise yılda sadece 62 santimetre yağmur düşüyor. Bunun nedeni, kuzeydoğu alizeleri ve adanın rakımı… Tepenin bir yamacına onca yağmur taşıyan rüzgarlar, oldukça yüksek dağları aşamadığı için, öbür yamaca ulaşamıyorlar. İşte, gerek bu renkli ve çeşitli coğrafyalar, gerekse adaların diğer yerleşim alanlarından oldukça uzak bir noktada bulunması, birçok canlı türünün zaman içinde buraya sığınmasına yol açmış. Ve giderek bu türlerin kaynaşmasından yeni canlı türleri ortaya çıkmış. Farklı coğrafyalar da bu yeni türlerin herbiri için doğal bir sığınak görevi görmüş… Bu cennet için, bundan tam 1.500 yıl önce, çevreyi kendisine uygun yaşam ortamına dönüştürmeye çalışan insanların gelmesiyle birlikte ilk tehlike çanları çalmaya başlamış. Aslında, bu adaya ilk ayak basan Polinezyalılar o kadar acımasız ve saldırgan değiller. Kendileriyle birlikte yaşamları için kaçınılmaz olan darı, tatlı patates ve muz bitkilerini getirmekle yetinmişler ve adaların doğal yapısına fazla müdahale etmemişler. Hayvan türü olarak da ehlileştirilmiş domuz ve köpek gibi 16 canlıyı getirmişler. Geldikleri teknelere gizlice giren fareler de 17. tür olarak biliniyorlar.

 

Hawaii yazımızın devamı yakında…


“Hawaii” hakkında yorum yapılmamış

Bu başlıkta yorumlar kapatılmış.