Şehrin fethinden sonra 1331 yılında bir cami kompleksi yapılmadan önce Sultan Orhan tarafından camiye çevrilen ve ünlü konsilin kilisesi olarak tanınan Ayasofya’da yer almaktadır. Aynı dönemde Sultan Orhan, kilisenin yanına Osmanlı İmparatorluğunda bir ilk olan medrese inşa etmiştir. Kilisenin tahrip olan güney tarafında kurulan medresenin kalıntıları bulunmaktadır. Tahrip olan kilisede Osmanlı dönemine ait izler çoğunluktadır. Bu izler farklı dönemlere aittir. Kapı ile güney kanat arasında bulunan kıble duvarının içerisinde mihrap bulunmaktadır. Kıble ve mihrap duvarı kırma taşlardan oluşturulmuştur. Bu taşlar arasında geniş harçlar bulunmaktadır. Kıble duvarı ve mihrap kubbe şeklinde bombelendirilmiştir. Daha sonra mihrabın altı 24×24 boyutunda fayanslarla döşenmiştir. Mihrabın dışı geometrik desenlerle süslenmiştir. Niş’in doğusunda yuvarlak bir cam vardır. Kıble duvarı kilisenin camiye dönüştürülüş esnasında oluşturulmuştur. Kilisenin camiye dönüştürülüş esnasında kullanılan teknikler bu caminin erken Osmanlı döneminde yeniden yapılandırıldığına işaret etmektedir. Aynı zamanda, güney tarafında bugün maalesef yalnızca duvar temeli kalan minarenin tuğla örülüş şeklide caminin erken Osmanlı döneminde oluşturulduğunu kanıtlamaktadır.

Caminin orta alanındaki aramalarda mermer kalıntıları bulunmuştur. Bunların sultan locasının parçaları olduğu düşünülmektedir. Cami’de, Bizans sanatının mimari özellikleri ile Osmanlı sanatının mimari özellikleri bir arada bulunmaktadır. Minber çok ünlü bir Arap içyapı ressamı tarafından yapılmıştır. Ressam sadece çiçek ve meyve motiflerini değil Asya’nın çok farklı mimari özelliklerini kullanmıştır. Mihrap ile karşılıklı doğu tarafında 5 m. yüksekliğinde bir pavilyon mevcuttur. Bu pavilyon 2 m. çapında üç tane granit taş tarafından taşınmaktadır. Aynı zamanda bu pavilyonun üstü seçkin süslemeler ile bezenmiştir. Batı duvarının üzerinde çeşitli levhalar vardır. Bunların üzerinde İslam dinini ifade eden yazılar mevcuttur. Ayrıca Sultan Orhan’ın kendi el yazısı ile yazmış olduğu bir hutbe mevcuttur. Büyük kapının yanında ise yeşil taş ile kaplanmış kabartmalar İslam inancını tanımlamaktadır. Osmanlı hükümdarlığı sırasında Ayasofya içerisinde çok sayıda değişiklik yapılmıştır. Bu dönemde kemer açılımları genişletilmiş, daha sivri kemer geçişleri sağlanmıştır. Tüm bu değişikliklerle Bizans mimari yapısının özellikleri, Türk mimari yapısının özelliklerine dönüştürülmüştür.

Kanuni Sultan Süleyman’ın yetkilendirmesi sonucu Mimar Sinan’ın yangın sonrası caminin onarımını yaptığı düşünülmektedir. 17. yüzyılda iç mimari yenilenmiştir. Daha önceki çini kaplamaların izleri düzenlemeden sonra bile kıble duvarında ve mihrapta görülebilmektedir. Aynı desenleri ve renkleri taşıması nedeniyle Eşref Rumi Cami’nin çinilerinin yapımı sırasında Ayasofya Cami’nin çinilerinin de yapıldığı düşünülmektedir.


“İznik Ayasofya Müzesi Camii” hakkında yorum yapılmamış

Bu başlıkta yorumlar kapatılmış.