Van

Doğu Anadolu Bölgesinin, Yukarı Murat bölümü ve kendi adı ile anılan kapalı havzada yer almış şirin bir ilimizdir Van. Mahallinde deniz denilen Van Gölü’nün doğu kıyısında yerleşen şehir, deniz seviyesinden 1720 m. yüksekliktedir ve doğusunda yer alan Erek Dağı’na doğru adım adım yükselir. Karasal iklime sahip şehir, özellikle 1994-96 yılında aldığı göçle fiziki ve kültürel değerlerinden bir çoğunu kaybederken bir yandan da problemler yumağı ile dolu otuz km. çapa sahip metropol bir mahiyet arz etmeye başlamıştır.

Dağlar arasında tabii güzelliği, suyu, havası, bir renk cümbüşü sunan gölü ve özellikle yılın 270 günü berrak güneş alması ile tanındığı gibi otlu peyniri, nevi şahsına münhasır kedisi ile dikkat çeker. Bir yandan Güneydoğu torosları diğer taraftan volkanlar dizisi ile çevrelenen bu güzel beldeyi komşularından Nemrut, süphan, aladağ, Tendürek ve Ağrı Dağları ayırır. Evliya Çelebi’nin yolunu kaybettiği Van bağlarından bugune maalesef çarpık yapılaşma sonucu çok az yeşil örtü kalmıştır. Dağ, yayla ve göl turizmi açısından ayrı bir zenginliğe sahip bölge bugüne kadar ne yazık ki gerektiği şekilde tanıtılamamıştır.

Van’ın tarihi, son yıllarda yapılan boyalı mağara resimleri araştırmaları yolu ile günümüzden 15-18 bin yıl öncesine uzandığı gibi şehir, on altı devlete de beşiklik yapmıştır. Burada Hurriler, Mitaniler, İskitler, Medler, Hititler, Asurlular, Persler, Bizanslılar boy göstermiş iseler de aradan üç bin yıl geçmiş olmasına rağmen eserlerinden en çok istifade edilen ve insanı hayrete düşüren çalışmalardan hala ayakta olanı Urartular’a ait olanıdır. Bugün yakından gözlemlenebilecek Van’ın içme ve sulama suyunun temel kaynağı olan kehrizler ve hatalı olarak Asur kraliçesine dayandırılan Şamram Kanalı, Van Kalesi ve diğer eserler birer Urartu eseridir. Kehriz kuyulu galeri olup, bundan 50 yıl öncesine kadar Van’a su verirdi. 70’li yıllara kadar caddelerde suyun havuzlara düşerken çıkardığı nağmelerden dolayı çırçır denilen kanal bölgeleri yeralırdı. Bunlardan gerek eski Van, gerekse yeni yerleşim yerinde 32 tane vardı.

Büyüklüğü Marmara Denizi’nden sonra gelen Van gölü, dünyanın en büyük soda gölüdür. Artan nufus ve zorunluğu göçlere rağmen göl çevresinin tam bir arıtma sisteminden yoksun oluşu, kirlilik oranını hızla arttırmaktadır. Buna rağmen halen yılda 10 bin ton İnci Kefali türü balık elde edilmektedir.

Van’ın kavrulmuş buğdayın çekilmesinden elde edilen kavut, murtuğa, sirmo ve mendi gibi şifalı otların aromasını arttırdığı otlu peynir, bal ve lavaş ekmeği sunan kahvaltı salonları ün kazanmıştır.


“Van” hakkında yorum yapılmamış

Bu başlıkta yorumlar kapatılmış.